Temmuz ayında basında , "TÜSİAD’dan uyarı: Kadın-erkek eşitliğinde alarm zilleri çalıyor" başlıklı haberler yayınlandı. Kadınlar için neden alarm zilleri çalıyordu? Sorun neydi?

Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), ilkini 2000′de hazırladığı “Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği: Sorunlar, Öncelikler ve Çözüm Önerileri Raporu"nu güncelledi, kadın istihdamında düşüş olduğunu tespit etti.

1988 ve 2006 yılları arasındaki verilerin karşılaştırıldığı rapora göre, kadınların işgücüne katılma oranı ve istihdam içindeki payları her yıl geriledi. 1988′de Türkiye genelinde kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 34.3 ve istihdam oranı da yüzde 31′di. Bu oranlar 2006′da sırasıyla yüzde 24.9 ve yüzde 22′ye geriledi. Kadınların kentlerde istihdam içindeki payları da hafif bir yükseliş gösterdi. 1988′de 18.1 olan bu oran, 2006′da 21.8′e çıktı. Raporda, "Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımları cumhuriyet tarihinin en düşük düzeyinde" değerlendirmesi yapıldı. Kadınların eğitim alanında önemli ölçüde ilerleme kaydetmelerine rağmen, okur-yazar olmayan yetişkin kadın oranının yaklaşık yüzde 20 olduğu vurgulandı.

Kadın Girişimcileri Derneği (KAGİDER) Başkanı Günseren Onanç’ın da katıldığı raporun tanıtım toplantısında konuşan TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "Yaptığımız tüm araştırmalar hazırladığımız raporlar, ülkemizde kadın erkek eşitliğinde alarm zillerinin çaldığını ve kadın- erkek eşitliğinde çok az ilerleme kaydettiğimizi gösteriyor. Siyasilerin yıllardır edilen beylik söylemlerinin ötesine geçen, samimi çabalara duyulan ihtiyaç had safhada. Bu çabayı gösterecek siyasi iradenin, bu yolda yalnız kalmayacağı açık. Herkesi, kadın-erkek eşitliğini, öncelikli gündem maddesi haline getirmeye davet ediyorum" çağrısı yaptı.

Son yıllarda, kadınların siyasi, ekonomik ve sosyal hayata katılımı konusunun ülke gündeminde giderek daha çok yer aldığını ifade eden Yalçındağ şunları söyledi; “Kabul etmeliyiz ki olumlu hukuksal düzenlemelere rağmen hayatın içinde kadın-erkek eşitliğinden hala çok uzaktayız. Eğitim kademelerine eşit erişim hedefi, bazı ilerlemelere karşın hala tam olarak sağlanamadı. Yetişkin kadınların beşte biri okuma yazma bilmiyor. Bu konuda kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının projelerindeki artış çok önemli olmakla birlikte, eğitime erişim ve devamlılık konusunda özel önlemler, bütüncül bir politika eşliğinde gündeme getirilemedi. Toplumsal cinsiyet duyarlılığının öğretim programlarına ve ders kitaplarına yansıtılmasında eksiklerimiz var. Kadın öğretmen oranlarının yüksekliğine karşın tüm eğitim kademelerinin yönetici kadrolarındaki erkek ağırlığı devam ediyor.

Kentlerde bu oran yüze 19’a düşüyor. Türkiye genelinde yüzde 10 ve kentlerde yüzde 17 kadın işsizlik oranı ile birlikte, üyesi olmayı hedeflediğimiz AB-27 ortalamalarının çok uzağındayız. Yurt dışı temaslarımızda gurur duyarak öne çıkardığımız girişimci ve üst düzey yönetici kadınlarımızın varlığına karşın, kamu ve özel sektörde yönetim kademelerinde kadın temsili çok düşük. Eğitim eksikliği, sosyal dönüşümler ve köyden kente göç, işgücü piyasasının talep ettiği niteliklere sahip olmayan kadını, ücretsiz aile işçisi statüsünden çıkarıp ya ev kadınlığına ya da kayıt dışı sektöre itiyor. Okul öncesi eğitimin zorunlu olmaması ve kreş ve bakım evlerinin yaygınlaşamaması nedeniyle özellikle kentlerde, kadınlar işgücü piyasasına girse bile, bir süre sonra ailevi sorumlulukları nedeniyle geri çekilmek zorunda kalıyor."

Sevgili Okurlar,

Bu yazıyı okuduktan sonra "Bu ziller kimin için çalıyor ?" diyebilirsiniz, bence hepimiz için çalıyor!

Kadın - erkek , yaşlı - genç, sade vatandaş; yani  biz yani sokakta ki insan için çalıyor.. Yeni nesil için çalıyor- medenice yaşamak isteyenler için çalıyor.. Avrupai bir yaşam isteyenler için çalıyor.. Kadın -erkek eşitliği hayal edenler için çalıyor… Kendimi bildim bileli yani iş hayatına girip kendi paramı kazanmaya başladığım günden beri
"Kadınlara ekonomik bağımsızlık" diye  yırtınan bendenizi  ne kadar üzdüğünü - hayal kırıklığına uğrattığını ve de ümitsizliğe kapıldığımı ne yazık ki burada itiraf ediyorum.

Ancak gelişen şartlarda  bu durumu  anlamamak  ne mümkün…. ”No Comment - Yorum Yok” demekten başka birşey diyeceğim gelmiyor….
 
Sevgiyle kalın…

Leyla Alaton Günyeli
Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi
leyla.alaton@mynet.com