Hayatımın En Hızlı Geçen Dönemi
21 Mart 2008 Cuma
Hayatımın 47′inci senesinden gün almama bir ay kaldı! Bu ne hız bu ne celal, şaşırıyorum…
Hep derlerdi yaş aldıkça daha hızlı geçecek diye , ne kadar da doğruymuş….
Hele sizlerin okuduğu bu aylık yazı yazdığım köşede gündemle ilgili birşeyler yazmaya kalkınca, bu hızın daha da farkına varıyor; bir ay ne zaman oldu, hangi birini yazayım derken hayatın bu renkli akışına mı şükredeyim yoksa bu kadar da hızlı geçmesin seneler diye üzüleyim mi karar veremiyorum.
Her an güzelliklerin farkındalığına kendimi odaklasamda çoğunu pek çabuk unutuyor yeteri kadar o anların tadına varmadığım için bir de kendi kendimi suçlarken buluyorum.
Çocuklarımı büyürken görmenin stresli hoşluğunun tadına varmaya çalışırken iş ve sosyal hayatın renkliliğine, zenginliğine ve de devinimine ayak uydurmak bu hızla geçen zamanın müsebbibi olsa gerek….
Geçenlerde Antakya ya bir girişimci kadın kongresine konuşmacı olarak gittim.Gerçi kendimi yemek konuşmacısı
olduğumdan tam bir meze olarak görmüş olsamda orada ki coşku- enerji vede şevk beni de heyecanlandırdı.
Türkiye’nin her bir yanından gelmiş kadın girişimcilere aklınızda kalacak bir tek şey olacaksa bu konuşmadan o da ‘’sakın ola ki yakın çevrenize güvenip bir iş kurmayın oldu”.
Şöyle ki kendi Halkla İlişkiler Danışmanlık şirketimi 95 yıllarında kurduğumda hiçbir tanıdığımın kapımı çalmaması beni hayretler için de bırakmıştı. Hem işin uzmanı olduğum anlatıla anlatıla bitirilemiyor hem de kapımı çalıp neyi -kaça yaptığımı soran olmuyordu! Neyse ki kendi şirketim Megatrend in pr’ını iyi yapmış olmam gerek ki uluslararası şirketlere danışmanlık yapmam çok kısa bir süre sonra gerçekleşti; mesela Türkiye’nin ilk satelitinin uzaya fırlatılmasıyle ilgili 3 kez Brezilya’nın kuzeyinde yer alan Fransız Guyanası’nda ki uzay üssüne
geniş bir gazeteci grubu götürmek gibi ilginç deneyimlerim oldu…
Lafın kısası ” Girişimci Kadın ” konusu hala beni en çok heyecanlandıran konu. Kadınların ekonomik bağımsızlıklarını çok ama çok önemsiyorum. Kadının ”asil” pilot olması için hiç bir mahsur olmaması gerektiğini düşünüyorum. Erkeğiyle eşit konumda olan hanelerde daha uyumlu daha huzurlu daha dengeli ilişkiler olabileceğini düşünüyorum. Bu durumun yeni nesli daha sağlıklı, daha uyumlu, kadın-erkek eşitliğine ve yararına inanmış ”medeni” bir toplum yapacağına inanıyorum.
Dolayısıyla geçenlerde Citibank’ın, bugünlerde de Garanti Bankası’nın yaptığı girişimci kadın yarışmalarını candan kutluyorum.
Türkiye’nin medeni yaşayan ve yaşatan devletler arasında yer alıp, kadın ve erkeğin eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğu ve bu düşüncenin her alanda devlet politikası haline geldiği bir ülkede çocuklarımı büyürken görmek en büyük arzum.
Yoksa yine çok mu istedim?
Sadece 39 yaşında, 4 çocuk dünyaya getirmiş olup, kanser belasından yakasını kurtaramayıp aramızdan ayrılan dünya güzeli bir kadının ardından çocuklarını bıraktığı Türkiye düşünceleriyle yazılmış bir yazıdır…
Bu arada Garaj İstanbul’da ’Oyunu Bozuyorum’ adlı tek kişilik kadın oyunu var. Buna muhakkak gitmenizi öneriyorum.
Ayrıntılı bilgi için;
Sevgiyle, dostlukla kalın….
Leyla Alaton Günyeli
Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi
leyla.alaton@mynet.com

