Hedefleri gerçekleştirmek için kendini adamak! 
 
Ağustos ayında yine sizlerle harika bir konuyu paylaşmak için bir aradayız.
 
İnanmak, kendini adamak ve vazgeçişler… işte bu ayki konumuz.

Yaptığınız işe ne kadar inanıyorsunuz? Kendinizi, inandığınız bu işe ne kadar adıyorsunuz?

Şu an gündemde olan sorunlardan bir tanesi bu konu.


Bir projem var çok inanıyorum ama olmuyor, hep yarıda kesiliyor, görüşmeler muhteşem geçiyor ama sonuçlanmıyor. Süper proje diyorlar ama projeler paraya dönüşmüyor veya hayata geçemiyor, diyen insanlar ve vazgeçişler ile sonuçlanan hayaller, hedefler veya işler.

Mutsuzluk, acı ve üzüntü, hayal kırıklığı, sevinç vermeyen bir hayata devam ediş.

Hayatta olumsuzlukları da kabul edebilmek çok önemlidir.
Bir işe başlandığında terslikler olabilir, her şey sizin istediğiniz gibi sonuçlanmayabilir.
Bunu kabul etmek, yaşama ve insanlara kızmayı bırakıp bize yaşamın ne anlatmak istediğini görmemizi sağlayabilir.

Aklınıza gelen bir proje, hayal ettiğiniz bir iş sizi heyecanlandırıyorsa, aslında bunun güzel bir hizmet olduğuna inanıyorsanız, enerjinizi yükseltiyorsa, kendinizi iyi hissediyorsanız, düşündüğünüz an bile yüzünüzde o gülümsemeyi görebiliyorsanız, içiniz titriyorsa tıpkı aşık olmuş gibi yerinizde duramıyorsanız bu sizin yaratımınızdır. Yapmanız gereken bir projedir. Ben buna Tanrı’nın insana vermiş olduğu esin diyorum. Bir insanın yolunda olması yapması gereken şey o insana hatırlatılmıştır.

Gelen bu esin çok büyük bir armağandır buna sahip çıkmak ve adım atmak, inanmak çok önemli. Başkalarının söylediği sorgulayıcı, yargılayıcı sözlerle yok edilmemeli, kapısını çaldığınız insanlar kapıyı kapattıklarında yok olmamalı, projeleriniz onaylanmıyor veya istediğiniz paraları kazanamıyorsunuz diye cesaretiniz kırılmamalı…

Yaşam belki de size şöyle sesleniyor… İnancınız eksik, gerçekten vazgeçmişsin, sana verilen bu harika armağana yeterince sahip çıkmamış, kendini yeterince bu işe adamamışsın.

Belki bunun nedeni daha önce yaşamış olduğunuz deneyimlerinizdi, belki hep yarı yolda bırakıldınız, belki yapmış olduğunuz işlerde hakkınızı alamadınız, belki bugüne kadar başladığınız hiçbir işi istediğiniz gibi sonuçlandıramadınız. Sonuçta hiçbir zaman kendinize dönüp bakmadan hep başkalarını sorun olarak görüp onları yargılayıp suçladınız.

Goethe’ nin bir ilkesi der ki:

”Kişi kendini adayana kadar geri çekilme olasılığını içeren kararsızlık hüküm sürer”

Bu her zaman verimsizliğe yol açar, girişimciliği ve yaratıcılığı olumsuz yönde etkiler.

Temel bir gerçek vardır ki, bunun yadsınması sayısız düşünceyi ve harika planı öldürür; kişi kendini bir amaca adadığında, evren onunla işbirliği yapar. Başka türlü asla oluşmayacak güçler ortaya çıkarak kişiye yardım eder. Kişinin verdiği karar sonucunda kendini destekleyen bir olaylar zinciri gerçekleşir; aklının ucundan bile geçmeyen her türlü beklenmedik olay ve yardımla karşılaşır, düşleyeceğiniz her şey için yola koyulabilirsiniz…yüreklilik, içinde zekayı, gücü ve büyüyü barındırır. Hemen başlayın!"

Lütfen ne yaşarsanız yaşayın kimsenin hayallerinizi çalmasına, yok etmesine izin vermeyin. İnancınızla, adanmışlığınızla devam edin…hep o ilk düşüncenin filizlendiği, içinizde yankı uyandırdığı heyecanlandırdığı o noktada kalın. İşte o an sizi zirveye getirecek olan andır. O an sizin en uygun adımları atmanızı sağlayacak enerjiyi taşır.

Hedefleriniz ve arzularınız doğrultusunda bugüne kadar olumsuz ne yaşamış olursanız olun bütün bunlar geçmişte kaldı. Belki siz bu yazıyı okumadan biraz önce böyle olumsuz bir olayla karşılaştınız, hiç fark etmez yine bir an öncesinde kaldı bu durum. Bunun sizi yönetmesine geleceğinizi oluşturmasına izin mi vereceksiniz? Geçmişte yaşanan her olumsuz deneyimin bile yaşanması gerektiğini ve bu yaşadıklarınızın sizi büyüttüğünü ve size hizmet ettiğini düşünün. Evren size bir şeyler anlatmaya çalışıyor, size sesleniyor ama istekleriniz sizin istediğiniz doğrultuda gerçekleşmediği için öfkelenmekle, hayal kırıklığına uğramakla o kadar meşgulsünüz ki gelen mesajları duymuyorsunuz…biraz sessiz kalın, içinize dönün ve yukarıdan bakın hayatınıza, atmış olduğunuz adımlara, hedeflerinize. Belki aslında sizin bu işe tam olarak sahip çıkmadığınızı, İnancınızı daha da kuvvetlendirmeniz gerektiğini, belki yapmış olduğunuz işin altında bir çok olumsuz duygu, endişe , kaygı barındırdığınız için bu olumsuzlukları yaşadığınızı görebilirsiniz. Olumsuz duygularınız içinde belki büyük konuşmalarınız var, başkalarını yargılamalarınız, suçlamalarınız, ailenize ve yaşamınızdaki bazı insanlara karşı kendinizi ispat etme ihtiyacı içinde oluşunuz, farklı beklentileriniz, olumsuz düşünce duygu ve enerjileriniz vs. vs.

Bütün bunlara dikkat edin bakalım yapmış olduğunuz işte ve yaşamın içinde olumsuz tepkiler ile karşılaşıyorsanız neden bunu kendinize yaşatıyor olabilirsiniz? Hangi duygunuzu size gösteriyorlar?

Yakalamış olduğunuz bir düşünce aklınıza gelirse sadece bırakın gitsin, projenizi yeniden sevgi ve inançla sahip çıkarak, hayatınızı hedeflerinizi yeniden şekillendirin. Bu sefer atmış olduğunuz her adımın veya başlamış olduğunuz her işin altındaki duygu sevgi olsun, hizmet etmenin keyfi ve sevinci olsun. Sadece sevince ve o hazza odaklanın.

Şimdi yeniden başlayın.

İnandığınız şey gerçek olacaktır. Kendinizi tam anlamıyla adadığınızda hedefleriniz gerçek yerini bulacaktır.

Tıpkı Atatürk’ün inanması, hedefine ulaşmak için kendisini adaması ve bu güzel ülkemizin var olması gibi. Dünyada var olan bütün peygamberlerimizi düşünün, bilim adamlarını düşünün hiç biri vazgeçmedi.İnandıklarını gerçekleştirdi.Onlar kendilerini koşulsuz adadı, hayatlarını verdiler. Siz bu şekilde neye adadınız kendinizi, ne kadar çaba gösterdiniz?

Bir annenin hasta olan çocuğunu iyileştirme inancı gibi, çıkan bir yangını söndürme inancı gibi.. inançlarınız, adanmışlığınız en yüksek noktada olursa kimse önünüzde duramaz.

Proje derken evet ben iş hayatındaki bir örnek olarak verdim bunu. Ama en büyük proje insanın kendisidir, arzuları ve hedefleridir, kendisini gerçekleştirmesi ruhunu huzur ve sevgiyle doldurması en büyük projedir. Bütün bu söylediklerim yaşamın her noktası için söylenen sözlerdir.

Adanmışlığınızı yaşamın her noktasına koyun, yemek yaparken, işinizde çalışırken, çocuk bakarken, arkadaşlık ilişkilerinizde, eşinizle olan ilişkinizde sosyal yaşamın içinde cinselliğinizi yaşarken, uyurken her şeyin hakkını vererek sevgiyle inançla yaşamın içinde rol yapmadan kendiniz olarak büyük bir inanç ve güvenle hareket edin. Her şeyi en mükemmel şekilde gerçekleştirin, en güzelini en keyiflisini size sevinç ve coşku verecek şekilde yapın.

Adanmışlık öyle güçlü olmalı ki altında ufacık bile bir şüphe, endişe olmamalı.

Hedeflerini gerçekleştirirken ağlayabilirsin üzülebilirsin acı çekebilirsin ama bil ki sen sadece kendine kızıyorsun, biliyorsun ki o an yaşamış olduğun bu acının nedeni kendi içindeki inançsızlığının ve şüphenin yaşatmış olduğu geri bildirim.
Ne yaşarsan yaşa ne olursa olsun, İnancını her an koru, yaşama ve akışa güven.
Güvende olduğunu bil. Bütün gücün sende olduğunun bilinciyle hareket et ve yaşamının her anında içindeki sevgiyi ara. Sadece hedefine odaklan.

Kendini bu şekilde yaşama, vermiş olduğun hizmete adayabiliyorsan, işte o zaman tüm kapılar açılır. Yaşamın içinde sevinç ve haz duygusu içinde mutlulukla yaşarsın.

Yaşamda lütfen kendinizin sebep olduğu duygular ve inançlar yüzünden sizi doruğa çıkaracak,ruhunuzu yükseltecek mutlu olmanızı sağlayacak hedeflerinizden vazgeçmeyin.

Mutluluk ve keyif dolu bir ay diliyorum…

Sevgiyle Kalın

Füsun Paşa
Yaşam Koçu
Livcon International Certified Coach
fusun.pasa@mailmedianetwork.com