Domuz Gribi Deneyimi
16 Kasım 2009 Pazartesi
Çoğu çalışan gibi ben de yıllık izinlerimde tatile çıkar ya da bu dönemi ailemle birlikte geçiririm. Geçen hafta domuz gribi nedeniyle 10 gün eve kapanmak zorunda kaldım.
Hastalığımın ilk günü domuz gribinin göstergesi sayılan "karın ağrısı, mide bulantısı, ateş, başağrısı ve halsizlik" gibi tüm belirtileri yaşadım. Hayatım gözlerimin önünden film şeridi gibi geçmese de haberlere istinaden içimde az da olsa ölüp gitme korkusu vardı.
Hayatımın iş ve ev olduğu şu dönemde hayallerim ne olacaktı? Yılda 2 haftalık izin dışında kendime doğru düzgün zaman ayıramamıştım. Okuldu, iş hayatıydı derken hayatımı yaşayamadım diye düşündüm. Ateşler içinde yarı baygın yatarken aklımdan geçenler bunlardı.
İlk günü bu düşüncelerle iyileşirim umuduyla yatakta geçirdim. Durumum daha kötüleşince ikinci gün doktora gittim. Hastaneye grip şikayetiyle gelen çocuklar maske takıyordu onları görünce daha tedirgin oldum. Muayeneden sonra dalgınlıkla doktora teşekkür için elimi uzattım. Doktor bey kibarca "hasta bakıyoruz kusura bakmayın" dedi. İnsan hastalanınca önceden bildiklerini unutuveriyor galiba:))
Doktorun dinlenmem için yazdığı raporu imzalatmak için başhekim yardımcısının odasına gittim. Zavalla kadın da maske takıyordu. Bir yandan burnunu çekiyor diğer yandan da "Rapor imzalarken ben de grip oldum" diyordu.
Ağlanacak halimize güldük ve ben ilaçları almak için eczaneye uğradım. İlk eczanede gribin tek çaresi Tamiflu kalmamıştı. Çalışan bulup bulamayacağım konusunda çok ümitli değildi. Neyse ki ikinci olarak gittiğim eczanede buldum. Elimde bir torba ilaç annemlere gittim.
Onlara durumu anlattım. Beni eve almaları bile riskliydi. Babam biraz uzak durdu açıkçası "biz de hastalanırsak size kim bakar" dedi.
Annem daha kaderciydi; "Bu hastalık önceden de oluyordu. Birşey olmaz" dedi. Ben gene de onlardan uzakta kalmaya çalıştım. Geleneksel tarhana çorbası, ilaçlar, bol C vitamini derken tedavim başarılı oldu ve 10 günlük dinlenme sürecinden sonra sağlığıma kavuştum. Hastalığımın diğer günlerini evde bol bol dinlenerek geçirdim.
Hastalık süresince eşim de ilaçlarımı düzenli almam, yemek yemem, bol sıvı tüketmem konusunda oldukça hassastı. Ihlamur, limon, tarçın, karanfil karışımlı bitki çayından günde 1 litre içtim. Ona da çok teşekkür ederim.
Bu hastalık çok enteresan, çok iyiyim dediğiniz noktada aniden baş ağrısı, burun akıntısı ve ateş sorunu yaşayabiliyorsunuz. Tam olarak iyileşinceye kadar mutlaka dinlenmek gerekiyor.
Evde yatarken hastalandığımın duyan arkadaşlarımdan bazılarının çozukları da domuz gribine yakalanmıştı. Onlar da, çocuklarda burun akıntısı, göslerde şişkinlik, boğazda kuruluk gibi belirtilerle ortaya çıkan domuz gribini büyük bir sıkıntı olmadan evde dinlenerek geçiriyorlar.
İsmini duyduğumuzda ister istemez içimizi ürperten bu hastalığa yakalananlara acil şifa, yakalanmayanlara da sağlıklı günler diliyorum.
Evde kaldığım sürede TV programlarını da izleme fırsatı buldum. Bunlarla ilgili izlenimlerimi diğer yazımda anlatacağım.
Kendinizi çok iyi bakın..
Fadime Yüceyaltırık
Editör
ivillage@mynet.com

Elite World İstanbul Hotel’de kahvaltı yaparken istanbul.com’un Genel Müdürü Canan Erdoğan, portalları ve İnİstanbul’a dair bizleri bilgilendirdi. İstanbullulara ve İstanbulseverlere yıllardır şehir rotası çizmek için çalıştıklarını söyleyen Canan Erdoğan, internet ortamının yanında İstanbulluların yanlarında bulundurabilecekleri bir dergi olan İnİstanbul’u oluşturduklarını ve ilk sayının Aralık ayında çıkacağını belirtti.
Taksim’den hareket eden birbinden bakımlı ve dikkat çekici nostaljik dolmuşları izleyen sürücüler sebebiyle zaman zaman trafik yoğunlaşmadı değil. Dolmuşlardan birinde olan biri olarak çok havalı hissettiğimi söylemeliyim. 


