Sevgili Arkadaşlarım;

Sizlerle, yeni seneye ramak kala baş başa sohbet etmek istiyorum. Hepinizle yüzyüzeymiş gibi.. Sizden gelen yüzlerce mailden anlyorum ki; Kitabi, felsefi, edebi, kendimin pek de çok şey bildiğini ifade ettiğim egolarımı, internet ortamının yüce diyarlarına saldığım yazılarımdan çok, sizinle daha yakın olduğum paylaşımlarımı seviyorsunuz..

Aylardan beri sıkıntılarınızı, en gizli sırlarınızı, sevinçlerinizi, sorularınızı, hatalarınızı benimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Gerçekleştirdiğimiz her yolculukta, aldığınız yeni yaşam kararlarınızla, başardıklarınızla,artık daha güçlüyüm, mutluyum dediğiniz mesajlarınızla bana değeri ölçülemeyecek kadar güzellikler kattınız.
 
Akşam evde haberleri seyrediyorum,televizyonun içinde boğuluyorum sandım bir anda.. İşsizlik, zamlar, kriz, açıklanamayan  paketler, yoksulluk, savaşlar, kaçırılanlar, çıldıranlar, öldürülenler….

 

Kapısını söküp ısınmak için sobada yakan yaşlı kadın, sabahın ayazında ucuz ekmek kuyruğunda can veren emekli bir adam, kredi borcunu ödeyemeyince bankayı basıp, çalışanları rehin alan çaresiz  doktor, tüm yoksunluklara rağmen her sene ‘Ya Çıkarsa’niyetiyle Milli Piyango bileti alan umutlu ülkemiz insanları.. Hepimiz…

Üzerine uzun metrajlı, tükenmez reklamlar, seyrettikçe boğaz köprüsünden atlama isteği uyandıran diziler (bazıları hariç).. Sonuçta yıkanan bilinçli uyutulan beyinlerimiz..
 
Neden bu hale geldik biz? Tüm Dünya neden bu kadar çaresiz ve mutsuz?

Geçmişte zalimlikleri  ile tarihe adını yazdıran liderleri insanoğlu hala lanetlerken,Dersimizi alamamış mıyız biz?

Kaldırıp kafanızı bakın etrafınıza SEVGİSİZLİKTEN ÖLÜYORUZ……
 
İşte onun için haykırıyoruz!.. Unuttuklarınızı hatırlayın,içinizdeki sevgiyi yok etmeyin, yok olmanıza da izin vermeyin. Yine mücadele edin ümitle, Hayaller kurun korkmadan, Sevin yine kaybetseniz de, üretin, yaratın, değiştirin, güzelleştirin, savaşın.. Önce kendinizle barışın,sonra başkalarıyla..Affedin affedilmezleri…
 
KÖTÜLÜĞÜN FİRAR ETMİŞ SUÇLULARI, SİZ İNANCINIZI YİTİRDİĞİNİZ İÇİN BU KADAR HIZLA YOL ALIYORLAR.TEK TEK HERBİRİNİZİ HAPSEDİYORLAR MUTSUZLUK ZİNDANLARINA… ÇIKMANIZA ENGEL OLARAK GÖRDÜĞÜNÜZ DEMİR PARMAKLIKLAR KORKULARINIZ;OYSA…..
 
Kurtulmanın tek çaresi DAHA İYİ YAŞAMI HAKEDEN SİZLERSİNİZ!.. Hala değiştirebileceğiniz, düzeltebileceğiniz, gerçekleştirebileceğiniz YARINLARINIZ VAR….
 
Az bir zaman kaldı yeni yıla…
Ben hayallerimi gerçekleştirmek için çoktan yola çıktım;
Bu arada siz ardımdan gelmeden önce,aşağıda yazdığım ‘Yüzleşme’yi lütfen okuyun..
Hep Birlikte ‘Yüzleşmelerimizi’ itiraf etmeye, kendiniz olmaya,varlığınızdan,evrendeki mucizelerden dolayı Şükretmeye, Ümide, Sevgiye, Barışa, Zorlukları aşmaya, Mutlu olmaya
VAR MISINIZ?
(Maillerinizi bekliyorum)                                                                                                                                         
 
YÜZLEŞME………
İnsanın iliklerini donduran soğuk,lapa lapa karın yağdığı bir Aralık gecesi.. Pencereyi açıp yağan kar tanelerine bakıyor, dokunuyor ve alıp yüzüne sürüyor kadın..Çocukluğundaki gibi tıpkı.. Erkek arkasından beline doğru sarılıp, karnına dokunuyor.
 
”- Ne yapıyor bizim kızımız?”
”- Ne yapsın , yiyor, içiyor, yatıyor orada öyle ondan rahatı yok vallahi…”
”- Muhakkak bana benzeyecek göreceksin.”
”- Hayır banaaa.. Bak pencereyi açtım, soğuğu da yaşasın, karın da tadını alsın diye yüzüme sürdüm, konuştum onunla.”
”-Ne yani hazırlıklı mı olacak?”
 
Gülümsüyor Türk filmlerinden fırlamış, Göksel Arsoy’a benzeyen hava astsubayı erkek.. Bu çıtı pıtı, uzun siyah saçlı, Türkan Şoray gibi iri ve güzel gözlü kadına.. Daha bu sabah tartışmışlardı oysa vıdı vıdısından dolayı.. Akşam herşeyi unutmuştu, ne de olsa hamileydi eşi.. Onu kendine çevirip, sevgiyle öptü dudaklarından; Gözlerinin kahverengisinden beyaz bulutlara yükselerek…
 
Saat ilerliyor,gece yarısını geçti.. Yok yok bu her zaman ki sancılardan değil, sanki rahmi parçalara ayrılıyor. Gata’ya derhal istikamet…
”–Düşüyor galiba, ölecek galiba, ya da ben…”
 
Yaklaşık 1 saat kadar sonra Hemşirenin sesiyle kan ter içinde dünyaya getirdiği bebeğini kollarına alıyor genç kadın,
”-Adı ne olacak?
”-EBRU”
” -Önüne de bir isim daha ekleyin YONCA olsun. Şansı bol olsun.. Çünkü yaşamak için şansa ihtiyacı var.”diyor hemşire.
Kuvözde geçen 3 ay..
Eve ilk Hoşgelişim .Aman Tanrım, her yere balon dolu. Sünnet mi olucam ne???Sünnet salonuna benzemiş burası. Başımda bir sürü kocaman kafalar bana bakıyorlar. Dur bi güleyim de…:)
 
Gün geldi o kocaman kafalarınki  gibi kocaman bir kafam oldu. Siz hiç arapsaçı gördünüz mü?Arapların Saçı değil (Küçükken ben öyle zannederdim) Birbirine dolanık  büyüyen bir saksı bitkisidir aslında; Egelilerde yemeğini yaparlar. Birçoğumuz görmemişizdir bile. Ne tuhaftır ki, görmediklerimiz , bilmediklerimizle ilgili benzetmeler, yakıştırmalar yapmayı pek bir alışkanlık haline getiririz.

Erkin Koray’ın kafasında arap saçı bitkisi dursaydı şarkıyı nasıl söylerdi acaba? Robin Williams’ın oynadığı film de yaşadıkları aklıma geldi ;Tamam !.. Aklıma mukayyet olmam gerektiğini hatırladım birden…:)

Sonra hayatımdaki arap saçı zamanları.. .Hafif zeytinyağlılara geçmek epey zaman aldı. Çünkü ancak sabırla ve tecrübeyi birleştirebilenler bu yemeği iyi yaparlardı..

Ahh!.. Şu hayatın kıvamını tutturabilmek ne zor zanaat..
 
Çevreme baktığımda üzerime doğru gelen insanların çoğunluğunu silüet gibi görürüm;
Kenar çizgileri var, içleri boş.. Aynanın karşısına geçip bir de kendime bakarım, kimi zaman dudaklarımı göremem, kimi zaman gözlerimi.

Arada bir kalbimde sanki bir taarruz zamanı sonrasının tarumarlığı.. Doğuştan ilk yardım çantasıyla dünyaya gelenlerdenim. Sigortam da atarsa ,ayrıca tamir çantam da var benim omuzumda daima asılı..
 
Acıdan geçmeyen şarkıların biraz eksik olduğunu ; Sarı odalarda kimleri bırakıp kimleri aldığımı da çok iyi bilirim.

(Dur biraz herşeyi bilen!…) Renkli çiçeklere bezemedim ben beni. Amman Dikkat.. Beyaz dikenlerimin bir ucu bana, diğer ucu da size batabilir. Yoksa karışmam baştan söyleyeyim.

Hem denize boyumu geçmeyen bir şekilde kıyıya paralel yüzmemi  ya da derinlerde mutlaka gördüğüm,ama mutlaka gidilecek bir yere doğru yüzme isteğimi de hor görmeyin lütfen..
 
Bugün; Biraz mavi’den alıp hüzünlü gökyüzüne gönderiyor; Meleklere yeşille haber salıyorum. 38 küçük çocuk bıraktım,kiremit renkli ”Dün’de duruyor. En korumalı yere götürün artık haydi. Öğrendikleriyle birilerine yardım etsinler.

Ben 1 çocuk daha bekliyorum. Saçları altın sarısı, gözleri turkuaz… Sabısızlıkla, heyecanla, biraz ürkek sarı…

Bilmediğim ne varsa öğretsin bana .Hamlıklarımı pişirsin zevkle. Hatalıysam da acımadan yaksın..

Yüreğimdeki umutla,sevgiyle kucaklamak istiyorum. Taze bir sabah gibi Huzur versin, huzursuzluklarıma.

Korkularımı tutsun, toprağa bıraksın. Gökkuşağı renkli bir rüzgarla alıp sürüklesin beni bekliyorum, yeni çocuk, yeni ömrüm..

Ve Siz;
Tanıdıklarım, tanımadıklarım;
Sevenlerim, sevmeyenlerim;
Bildiklerim bilmediklerim;
Yaşadıklarım, sakladıklarım;
Kısa bir yüzleşmeydi uzun bir hayatın okuduklarınız..
38 Çocuk ömrümden, yüreğimden geçenler;
Yeni bir ömre, YENİ BİR SENEYE başlarken ben;
Geçmişim,anlarım, geleceğim, umutlarım, sevdalarım, hatalarım, doğrularım
Hepiniz İyi ki Varsınız…
Hepiniz Sevgiyle Kalınız……..
 
EBRU KORMAN
İletişim Uzmanı ve Yaşam Koçu
ebru.korman@mynet.com
www.ebrukorman.com