İtiraf ediyorum hiçbir zaman sadık olamadım. Her defasında "bu sefer yoldan çıkmayacağım" diyerek başlasam da sonunda kendimi sözümden dönmüş buldum.

Aslında sözüne güvenilir, birlikte iş yapılabilir bir arkadaş, iyi bir eşimdir. Ama mutfak kapısından girince herşey değişir. Dr. Jekyll’ın içinden çıkan Mr. Hyde gibidir durumum. Kendine ait kuralları olan ve onlara uyulmasını bekleyen ben; mutfak konusunda hiçbir kurala uyup, hiçbir tarife sadık kalamıyorum.

Ne pişireceğim konusunda fikrimin olmadığı günlerde yemek kitaplarının olduğu raftan bir tane çekip alırım elime. Amaç yapılacak bir tarif bulmak ve mutfağa yönelmektir. Gelin görün ki kitap mutfak kapısına kadar fikir verir. Kapıdan geçer geçmez içimdeki çılgın aşçı ortaya çıkıp, tarifi yavaş yavaş değiştirmeye başlar.

Su yerine süt, süt yerine hindistancevizi suyu, hindistan cevizi suyu yerine krema, krema yerine yoğurt, yoğurt yerine kefir, tereyağı yerine zeytinyağı, zeytinyağı yerine üzüm yağı, reçel yerine bal, bal yerine pekmez, şeker yerine dün akşamdan kalan tatlının şerbeti, et yerine tavuk, tavuk yerine hindi… Bu liste uzayıp gider.

Malzemeler bazen evde bulunmadığından, bazen de sebepsiz yere değişir. Ama hep değişir. Nedense "aman dikkat, gramı gramına yapın yoksa tutmaz" denilenlerde ipin ucu kaçıverir. Başlangıçta ne yaptığımı bile hatırlayamayacak haldeyimdir artık. Ekmek yapmak için yola çıkmışken elimde tek lokmalık poğaçalar tuttuğum çok olmuştur.

Kimi zaman değişen malzeme değil, pişirme tekniğidir. Ocak yerine fırında, fırın yerine tost makinasında, tost makinası yerine fritözde pişebilir. Bir bütün olmak yerine porsiyonlara bölünebilir ya da parçalar, allem edilip kallem edilip bir bütün haline getirilebilir. İnsan bir kere yoldan çıkmaya görsün, yapmayacağı şey yoktur.

Yemekler pişip de masaya konulduğunda kitaptaki aslına pek benzemezler. Kendi kişilikleri, kendi lezzetleri vardır her birinin… Sorulduğunda ismi kitaptaki gibidir. Kötü olması ihtimalini göz önüne alarak "biraz değiştirilmiş" diye kıvırırım lafı…

Herkes kitaplardan yemek yapabilir. Ama siz içinizdeki aşçıyı dışarıya çıkartıp "kendi" yemeklerinizi yapın. Sadakat en vazgeçilmez erdemlerdendir. Ancak mutfak kapısından girince durum değişir. Artık herşey siz ve malzemeler arasındadır. Kitaplara, tariflere sadık olmak zorunda değilsiniz.

Mutfakta sadık değil özgün olun…

Devletsah Özcan