Ekmek Gelir Öfke Gider
2 Şubat 2008 Cumartesi
Gün içinde bizi sinirlendirecek, öfkelendirecek pek çok şey ile muhatap oluyoruz. Bazen kendimize hakim oluyoruz, bazen olamıyoruz. Kimi zaman sonunda çok üzülüyoruz. Yılların tecrübesi tek cümleye sığmış, "öfkeyle kalkan zararla oturur."
Çok stresli ve yoğun çalıştığım dönemde öfkemi kontrol edemez hale gelmiştim. Herşeye parlıyordum. Bağırıp çağıramayacağım durumlarda öfkem birikiyor ancak bunu çözebilecek ortamı oluşturamıyordum. Günlerim zehir gibi geçiyor, uykularımda kavgalar ediyordum. Herşey ince bir iplikle birbirine bağlıydı. Uyuyamadığım için sabrım daha çabuk taşıyor, bastıramadığım öfke nöbetleri geçiriyordum. Ama bir gün asık suratla geçen saatlerin ardından pembe rüyalı uykuya geçişin yolunu keşfettim.
İşteki aksiliklere, saatler süren köprüyü geçme macerası tuz biber ekmişti. Eve geldiğimde mutsuz, öfkeli, dokunsalar ağlayacak gibiydim. Akşam yemeği için mutfağa girdiğimde evde ekmek olmadığını fark etmek beni yıkmıştı. Ocağı kapatıp dışarıdan hazır birşeyler söylemek istemiyordum. Bugün üretemediğim çözümlere inat mutlaka bu işi çözmeliydim. Raftan bir kitap alıp, 20 dakika içinde yapılabilecek bir ekmek olup olmadığına bakmaya başladım. Elbette öyle bir tarif, en azından mayalı bir tarif yoktu. Standart bir ekmek tarifini denemeye karar verdim. Ortalama bir saatte hazır olacaktı.
Unu eleyip, biraz tuz biraz şekerle karıştırdıktan sonra mayayı ilave ettim. Elimi yakmayacak sıcaklıktaki suyu yavaş yavaş hamura katmaya başladım. Hamuru yoğurdukça içimdeki öfkenin akıp gittiğini farketmem çok vaktimi almadı. Gün boyunca kızdığım olaylar, kişiler, trafik sıkışıklığı bir bir yok oldu. Sanki hamuru yoğururken herbiriyle hesaplaşıyordum. Öfkem parmaklarımın ucundan suyun sıcaklığıyla ılınan hamura geçiyordu. Kıvam alan hamuru mayalanması için kalıba aktardığımda kendimi hafiflemiş ve rahatlamış hissediyordum.
O gece pişirdiğim ekmek bugüne kadar yediklerimin en lezzetlilerindendi. Yemek pişirmek yalnızca karnımızı doyurmakla ilgili değildir. Bazen öfke kontrolü için, bazen birlikte vakit geçiremedikleri için ayrılma noktasına gelen çiftlerin uzlaşması için bir terapi haline gelebilir.
Gün içinde defalarca öfkelendiğimiz gibi yolumuz da defalarca mutfağa düşüyor. Mutfağınızı öfkenizi kontrol merkezi yapın. Bırakın hazırladığınız yemekler öfkenizi sizden çekip alsın.

